şairliği beş para etmez ama düz yazıları "uyku getirsin" niyetine okunabilir. arkadaşlığı, muhabbeti, yazarlığı çürümüş balık kokusu uyandırır insanda. kendini dünyanın merkezine yerleştirir ve oradan bakar her şeye. kavgacı bir yapısı vardır. dergisinde yazan bayan yazarlarla özel olarak ilgilenir. geçimsiz, sevimsiz, sıradan biridir. "ankara'yı sevmiyorum, çünkü hakan arslanbenzer orada" cümlesini kurmak neşelendiriyor beni... fenerbahçe kadar iticidir...
kendisi epik siir de üstaddir...cekemeyenleri bayagi coktur..cevvaliyeti dillere destandir...zekasi ve kelimelei kivraktir..Fenerbahce kadar kiskanilir,haset edilir...kiskananlar catlamazsa da,it ürür fener yürür...sen de yürü ey hakan arslanbenzer...
Çok değerli çalışmalar yapmış; dergilerin çıkmasına katkı sağlamış bi insandır. Başarılı şair ve yazarların bulunduğu Fayrap´ı çıkartır. Neo- epik türünde iddialıdır. Bazı konularda "gerekli" polemikler çıkartır. Mesela bir ara Hayriye Ünal´la epey tartışmıştı. Hatta kendisine bazı ortamlarda Hakan Hayvanbenzer dendiğini duymuştum..
kötü işler yapmıştır, çevresindeki gençleri tetikçi gibi kullanmıştır denebilir ama şiiri iyidir. çok üzgünüm adlı toplu şiir kitabını edinmekte fayda vardır. fayrap kötü değilse bile iyi bir dergi değildir, onu çıkarır. ilik şiirinde bütün evlilikler bir gün bitecek der.
ilik
bütün evlilikler bir gün bitecek
size bunu bildirmeyi bir görev bilirim
bütün kelimesine yakışmayan
her ne anlamı varsa evliliğin
bütün koltuk takımlarıyla beraber
bütün ah canım nasılsınlar
güzel kadın çirkin kadın
hasta ve gebe
hepsi bitecek
tüller de perdeler de
gündüz ve gece
hepten sönecek
belki aranızdan biri ilk sabah hiç bitmesin ister
ilk sabah hiç bitmeyecektir
ben bunu kastetmemiştim
ben bunu kastetmemiştim
ilk sabah hiç bitmeyecektir
kuşların uğultulu kanat çırpışları yahut
huysuz ilk öpüşme
ilk çocuk ve ilk günaydın
ilk soğuk algınlığı
dargınlık
tokat
tırnakların bir ilk birlikte kesilişi
örülüşü örülecek kadar uzun bir saçın
dalgalı
çaydan bir yudum almak
gazeteye bakmak gözucuyla
evliyken çıkan ilk savaşı izlemek
televizyonda
bunlar evet bunlar
ne derecede soylu
nasıl da isteyerek
alarak
yaşanmış olursa olsun
bir gün gelip bitecek
fakat ilk sabah hiç bitmeyecektir
bunu daha önce de söylemiştim
mevzubahis şiir olunca ondaki ahlaka ve namusa gıpta ile bakmışımdır...onu ankara ile özdeşleştirme sığlığına düşmeden şunu diyebiliriz...namaz kılmanın ''underground bir eylem''* olduğu düzenli ve de sıkıcı ''enkara'' şehrinde sığınılacak nadir yerlerin yanında konuşulacak kişilerdendir...*nuri pakdil
tabiri caizse tam bir şiir kurdu olan şahsiyet. bütün edebiyat dergilerini, gazeteleri, şiir kitaplarını vs. takip ederek, sıkı bir çalışmayla hazırladığı 2005,2006 ve 2007 yıllarının şiir yıllarıyla bizim gibi nacizane şiirseverlere rehberlik etmiştir. geçtiğimiz yılın şiir yıllığı da yoldaymış.
Arslanbenzer şiirini anlamak için Türk şiirinin tarihteki seyrini bilmek gerekir şiire nazım hikmet'le ya da necip fazıl'la başlayıp oradan daha öteye gidemeyenler anlayamazlar bu tür şiirleri şairleri. Şairlerin şuurunu kavrayaman insanlar onların birçok konuda öncü olduğunu anlayamazlar. Hakan Arslanbenzer tasvip etsek de etmesek de edebiyatı, yaşlıların tekelinden çıkarmak için en çok mücadele eden insanların başında gelir bu nedenle kendisine bir şükran borçluyuz.
şiirden anlamayanların "iyi şair değil" dediği sıkı şairdir, iyi şiir yazar ve gerçekten de çok akıllı bir adamdır. çok okur, çok konuşur, hızlı polemikçidir. tekin adam değildir...
hasiktir patron hasiktir afedersin
sen de bizim bir bir bir bir şeyimizsin işte
bunca küfür savurduk bunda güzel dedik anana
yani ne ilgisi vardı ki ananla falan
sen yine de bir güzellik yap siktir git
hasiktir alışkanlık işte patron afedersin
yani ben patronu tanırım kızını tanımam
yolda görsem şöyle bir dönüp laf bile atmam
karısını tanırım gelir arada bir ama
başımı şöyle bir kaldırıp bakmam
hasiktir derim insan başıboşluğumla
kafam şeye bozulmuştur yani niyetim kötü değil
bizim büroda da karılar çoktur yani afedersiniz
yani öyle demek istemedim derim bakarım
inanmazlar a-ah! derler işte hasiktir
dilime gelip takılır o zaman iyi mi
insan mesela bir sikimlik canıyla
kalkışmamalı insanların patronluğuna
karıların bunu anlayacağı yoktur inanın
şey efendim derler patrona bir dakka şey vardı
bok vardı ulan bir şey yoktu inanın
patron kılığında bir patron işte hepsi bu
keşke daha az şeyli efendimli bir şey vardılı konuşsalar
vurdulu kırdılı bir şeyler de olsun büro hayatımızda
bir kere de pek güzel dediniz deseler benim hasiktirime
pek âlâ buyurdunuz ne güzel konuşuyorsunuz siz öyle
hasiktir kardeşim derim ben de meral'e
hasiktir seni seviyorum
hasiktir çocuk istiyorum ev istemiyorum
çiçek istemiyorum balık istemiyorum
maaşımı çekip çekip patron yesin kızı yesin karısı yesin
otobüste ayağıma bassınlar hasiktirsinler
hasiktirsinler dünyayı haraca bağlasınlar
ben meral'i seviyorum buna iyice inanın
kimse inanmaz biliyorum a-ah! derler
siz nasıl konuşuyorsunuz sayın stajyer bey
insan bir kere şey olmalı hanımların yanında
sizde hiç saygı da mı yok hazrol rahat
yat sürün nişan al'teş
'teş
'teş
'teş
hasiktirin ulan hasiktirin ulan hasiktir
edebiyatın edeb kısmını göz ardı ederek şiir yazan, şiirin aslından çok uzak, okuyanlarının verdiği isimle şair. her türlü düzenin nimetinden yararlanan ve her türlü düzene isyan eden bir değişik insan. pek tutmam.
şiirde kendine özgü sesi yakalamış,özgünleşmiş,çıkardığı dergilerle inandığı gibi şiirler yayınlamaya devam eden şair. benim için en güzel şiirlerinden biri "şehidet'in erken günlerini anarak"
........
ve şimdi nerede dursak yüzümüz seninkidir
ve şimdi bir dere bulsak da seyretsek nergisi
ve şimdi nice kursakta kalmış nice sevinç içerilmiştir
ve şimdi ne kadar yorgunsak o kadar serin
bir sedir özlüyoruz hemen ve şimdi
ve şimdi yara bere içindeki çocukların en şimşiri
ve şimdi şipşirin burjuva çocuklarının da şiiri
ve şimdi şiirin nesri nesrin şiiri değildir
ve şimdi açlık pişmanlık dünya kadar kelime
ile bile şaşırtılmamış olan bir neslin desturu şiirdir
ve şimdi walt whitman'la alexander puşkin'in sezgileri
karşılıklı geçmiş jestleşmektedir
elele değil ama umarlı kardeş aşıklar da orada ve shelley
alnımızda aynı kırışıklıklar gözümüzde aynı fer
benim yüzüm oldukça senin yüzüne benzer
.......
böyle de güzel bir şiirdir ve ben bu şiiri arslanbenzer'in bütün şiirlerine tercih ederim o kadar yani. ama şairin kendisi için belki o kadar önemli bir şiir değildir, daha iyileri vardır bilemem bu benim fikrim. neticede şiir bilirkişisi değilim.
Bir şairi bir şiiri kurtarır, bir şiiri bir mısra kurtarır öyleyse; bir mısra bir şairi kurtarır. Şairleri kolayca harcamadan düşünmek gerektir derim ben. Hakan Arslanbenzer'in şairliği tartışılmaz. Şiir için çabası da. Osman Özbahçe'nin şairliği tartışılır. Ancaaaak şiir için çabasını kim tartışabilir.
Bazı insanlar şiiri mayalar. Şiirin korunmaya ihtiyacı yoktur. Şairin vardır. Şairleri korumakta fayda vardır. Yoksa peltek dilli, peltek şiirli şairleri okuturlar adama şair diye.
Sonra da bu şair harcama tavan yapar.
Cahit Zarifoğlu'nun şiiri ve şiir estetiği de tartışılır. Onun izleğiyle kaç şair çıkmış ona da bakmak da fayda var. Ancaaakkk, iyi şiirin anlama yönündeki çabasını kim inkar edebilir. İnsanlığı ve adamlığı ise asla tartışılamaz.
Bir şaire bir kötülük mü yapmak istiyorsunuz. Şiirini okuyun kardeşim. Şiirini okuyun, şiiri şiir değilse fırlatır atarsınız kenara.
Bir şaire bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz. Şiirini okuyun kardeşim. Şiirini okuyun, şiiri iyiyse zaten basarsınız bağrınıza der, buradan Hakan Arslanbenzere şairin soylu duruşuna, direngen duruşuna şapka çıkarır keserim bu entryi de.
........................
şairin işi,olması istenilen ama olmamış şeyi olmuş gibi göstermek değildir elbette. yine de defalarca ve değişik şekillerde,değişik amaçlarla vurgulandığı üzere,şairin kendisi bir bünye olarak bu "olması istenilen"le ilgili motifler,önseziler,kalıntılar,yani düşünceler değilse bile duygular,söyleyişler değilse bile imgeler barındırır. olması istenilen ne bu durumda? bunu bugünkü şairlerin işlerine bakarak anlayabiliyor muyuz?
bugün artık anlamda açılmaya direnen bir şiir anlayışı hakim. bu,etkileyicilikten uzaklaşıp esinleyiciliğe varan şiirden insanlara,çokluğa,topluluğa ve hatta kalabalığa ne? hatta o şiirden kendi şairine ne? daha 1924'te gerçeküstücüler "beyin tıpkı bir melek gibi dönüyor" demişlerdi, "ve sözlerimiz, kuşu öldüren saçma parçacıklarıdır". kuş elbette lirizmin ifadesi veya temsilcisidir. kuş öldü,ama sayısız ülkede sayısız şair sözlerini tüfeklerinden saçmayı sürdürüyor.
türkçe şiirin tarihinin yeni bir merkezde ele alınmasını talep ediyoruz. bunu siyasi bir prıograma bağlı olmadan başlatmak ve sürdürmek, yapılacak işin saflığı için gerekliliktir. ikinci bir gereklilikse ifrattan,yani aşırı nakilci bir gelenke anlayışından ve tefritten,yani dilin sonsuza kadar genişletilebilecek olan içkin özelliklerini sömürmekten vazgeçmektir. kuş öldü, onu uçuyor gibi gösteremeyiz. kuş öldü,onun yerine metal veya plastik bir oyuncakla avunamayız.
............................
( neo-epik şiirin temelleri/ h.arslanbenzer/merdiven sanat -mart 1998)
sözlük hiçbir kurum,cemaat ve partiyle bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir fikir platformudur.
sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. ihlsözlük bu yazıların doğruluğu hakkında herhangi bir teminat vermez.
yazılan yazıların telifi bize ait değildir, kaynak gösterilmek kaydıyla alıntı yapılabilir.